Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan tüm ortopedik engellilerin sosyal aktivitelerini sağlamak ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek vermek amacıyla kurulan ORTOPEDİK ENGELLİLER EĞİTİM KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ kamu yararına faaliyet göstermektedir.

2014 yılından bu yana başkanlığını yürüttüğüm Ortopedik Engelliler Eğitim Kültür Ve Dayanışma Derneği, 2002 yılında kurulmuştur. Kurulduğu günden bu yana hem ortopedik engellilerin eğitim, sağlık ihtiyaçlarına katkıda bulunarak sosyal dayanışmasını sağlamaya çalıştık hem de tüm bu çalışmaları ortopedik engelli vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin, eşitlik ilkesi dâhilinde yürüttük.

Bu herhangi bir engeli olmayan bireylerin yarın engelli olabileceklerini her defasında vurguluyoruz. Çünkü ne yazık ki bazı insanlar engellileri önemsenmeyecek kadar az sayıda sanıyor. Hatta engellilerin sorunlarıyla ilgilenmeyi; “bir zaman kaybı” olarak niteliyorlar. Onlara göre toplumu ilgilendiren daha önemli konuların olduğunu dile getiriyorlar.

Oysa toplum kavramını oluşturan en önemli unsur ailenin varlığıdır ve aile, fertlerin bir bütün olması demektir. Peki, ailedeki engelli bireyi önemsemezsek, o aile gerçek manada bir “aile” olabilir mi? Cevap elbette ki hayır olacaktır. Peki, toplumu oluşturan çekirdek şey yani aile olmazsa toplumda olmayacaktır? Demek ki engelli sorunu önemsenmemesi gereken bir konu değildir. Tam tersine toplumumuzu gerçek manada bir arada tutmamız için, çözülmesi gereken öncelikli bir konudur.
Öte yandan engellilerin sayıları da her nedense hep az sayıda görülmektedir. Hâlbuki bu çok yanlış bir kanaattır.

Engellilerin sorunlarına çözüm bulmak için birlikte çalıştığımız ve desteklediğimiz ENGELLİLER BAKANLIĞI İSTİYORUM HAREKETİ’nin yaptığı bir çalışmada; ülkemizdeki engelli sayısının resmi rakamlara göre 1,5 Milyon olduğu; gayri resmi araştırmalarda ise bu sayının 10 Milyon kişiye ulaştığı görülmüştür. Engelli sayısıyla ilgili rakamsal bir tartışmaya girecek değiliz. Zira bir fert de bin fert de milyonlarca fertte bizim için aynı öneme sahiptir. Bu hususta dikkatleri çekmesi gereken konu şudur ki; resmi rakamları baz alıp konuşsak bile 1,5 Milyon engelli bir araya gelip parti kursa kesinlikle baraja takılmadan TBMM’ye girebilir. Yani birilerinin sandığı gibi engelliler önemsenmeyecek kadar az sayıda değildir.
Her yıl 10 Mayıs’ın içinde bulunduğu hafta Engelliler Haftası olarak kutlanmaktadır. Aslında biz bu haftayı kutlayarak değil, engellerin ortadan kaldırılması için daha fazla gayret göstererek geçiriyoruz.

Bu hususta tüm vatandaşlarımızı da harekete çağırıyoruz. El ele vermeye, engelleri birlikte aşmaya çağırıyoruz. Düşünsenize 80 Milyon insanın birlikte hareket ederek 1,5 Milyon insanın sorunu çözmeye çalıştığını… Ortada engel mi kalır?

Peki, duyarlı insanlar bu hafta neler yapılabilir? Önce kendilerini bir engellinin yerine koysunlar. EN AZ BİR SAAT ENGELLİYMİŞ GİBİ DAVRANSINLAR. Mesela bir saat boyunca hiç konuşmasınlar ya da gözlerini kapatsınlar… Nasıl isterlerse öyle davransınlar… Ama 1 saat boyunca engelliymiş gibi hareket etsinler. Bir saat sonra zaten dünyaya farklı bir pencereden bakacaklarına eminiz…

Engelliler için özel olarak ayrılmış park yerini gasp etmemek, asansör kullanımında, toplu taşıma araçlarında engellilere öncelik vermek küçük de olsa bir kısım sorunların çözülmesine yardımcı olacaktır.

Ancak engellilerin sorunları elbette ki yukarıdaki paragrafta sayılanlardan ibaret değildir. Kendi hayatlarını ikame etmek için iş sahibi olmaları, yine kendilerine yardımcı olacak kişilerin hayat standartları, engellilerin eğitimleri, sportif faaliyetlerden sosyo-kültürel hayatlarına kadar birçok sorunları var. Bizler tüm bu ve benzeri sorunların idari erk tarafından yasal ve idari yönden çözümlenebilmesi için; en azından tek elden politika üretilmesi için ENGELLİLER BAKANLIĞI KURULMASINI istediğimizi bir kez daha yineliyoruz.

Bugün en az bir engeli olan ve her an engelli olabilecek vatandaşlarımızın engelliler haftasını kutluyoruz.